26 Nisan 2020 Pazar

Lev Nikolay Tolstoy - İtiraflarım I

Selam deyip, çok uzatmadan hemen sizlere L.N Tolstoy - İtiraflarım eserinin ilk bölümünü gönderiyorum. Tüm bölümleri sizlerle paylaşacağım.. İyi okumalar.






Bölüm I

Ben Ortodoks Hristiyan inancına göre vaftiz edildim ve yetiştirildim. Bu inanç bana çocukluk ve gençlik çağım boyunca öğretildi. Ne var ki, on sekiz yaşında üniversiteyi ikinci sınıftan terk ettiğimde geçmişte bana öğretilen şeylerin hiçbirisine artık inanrnıyordum. Belli hatıralardan çıkarabildiğim kadarıyla, bana öğretilenlere hiç ciddi olarak inanmamıştım. Sadece öğretilenlere ve etrafımdaki büyüklerin inançlarıyla ilgili söylediklerine güvenmekle yetiniyordum. Ancak bu temelsiz bir güven duygusuydu. On bir yaşında yoktum. Bir lise öğrencisi olan Vladimir Milyutin'in (kendisi öleli çok oluyor) bir Pazar bizi ziyarete gelip okullarında gerçekleşen en son keşfi haber verdiğini hatırlıyorum. Keşif, Tanrının var olmadığı ve bize Onun hakkında öğretilen bütün o şeylerin uydurma şeyler olduğuydu (yıl 1838'di). Ağabeylerimin duydukları bu haberle ne kadar ilgilendiklerini şimdi hatırlıyorum. Beni toplantılarına çağırdılar. Hatırlıyorum, hepimiz çok heyecanlanmıştık ve bu fikir bize oldukça ilginç ve olası gelmişti. O zamanlar üniversitede okuyan ağabeyim Dimitri o her zamanki tutkulu yapısıyla kendisini aniden dine verdiğinde, kilisedeki bütün ibadetlere katılmaya, sade ve ahlaklı bir yaşam sürmeye başladığında, hepimizin -büyüklerin bile -onunla dalga geçtiğini ve bir sebepten ona sürekli 'Nuh' dediğini de hatırlıyorum. O dönemde Kazan Üniversitesinin kütüphane müdürü olan Musin-Puşkin'in kendi evinde düzenlediği bir dansa bizi de davet ederken bu daveti geri çeviren ağabeyimi müstehzi bir şekilde Hz. Davut'un bile Ahit Sandığı önünde dans ettiği argfunanıyla ikna ettiğini hatırlıyorum. Büyüklerimin yaptıkları bu şakalara sempatiyle bakar ve bu şakalardan Hristiyan ilmihalini öğrenmenin ve kiliseye gitmenin her ne kadar gerekli bir şey olsa da fazla da ciddiye alınmaması gerektiği sonucunu çıkarırdım.
Çok küçük yaşlarda Voltaire'i okuduğumu ve onun alaycı yorumlarının beni sarsmaktan çok eğlendirdiğini de hatırlıyorum. Benim inançtan kopuşum bizim seviyemizdeki insanlar arasında olağan olduğu şekilde gerçekleşti. Çoğu durumda, zannedersem, kopuş şu şekilde oluyor: Siz de diğerleri gibi, dinsel öğretiyle sadece hiçbir ortak yönü olmayan ilkeler doğrultusunda bir hayat değil, genel olarak bu öğretiye karşı olan bir hayat sürmektesinizdir. Dinsel öğreti hayatınızda bir rol oynamamaktadır. İnsanlarla olan ilişkilerinizde bu öğretiyle asla yüz yüze gelmemektesinizdir. Siz de bu öğretiyi yaşamınızda dikkate almıyorsunuzdur. Dinsel öğreti hayatın çok uzağında ve hayatla ilintisiz bir şekilde dile getirilmektedir. Şayet bu öğretiye tesadüf edilecek olursa, o zaman o, hayattan kopuk, hayatın dışında bir olgudan ibarettir. Bir insanın yaşamına ve yaptıklarına bakarak onun inançlı ya da inançsız biri olduğu yolunda bir değerlendirmeye gitmek bugün olduğu gibi o gün de imkansızdı. Geleneklere bağlı biri olduğunu herkesin önünde açık açık söyleyenle bunu açık açık reddeden iki kişi arasında bir fark olacaksa, bu fark ilkinin lehine olmazdı. Bugün olduğu gibi o gün de muhafazakar biri olduğunu açık açık söylemek ve itiraf etmek dar kafalı, zalim ve kendilerine büyük önem atfeden insanlar arasında rastlanan bir şeydi. Yetenek,dürüstlük. güvenilirlik, iyi huyluluk ve ahlaki davranışlar ise çoğunlukla inançsızlarda görülen özelliklerdi. Okullar Hristiyan ilmihalini öğretiyor ve öğrencileri kiliseye yolluyor. Devlet memurlarından, mezheplerinin eğitimini aldıklanna dair belge soruluyor. Ama bizim çevremizden olan biri eğitimini tamamladıktan sonra devlet memurluğuna da girmediyse bugün bile (eskiden daha da kolaydı) rahat bir on-yirmi yıl Hristiyanlar arasında bulunduğunu ve de Hristiyan Ortodoks Kilisesinin bir üyesi kabul edildiğini unutarak yaşayabilirdi. Eskiden olduğu gibi bugün de, kabul edildiği var sayılan ve dış baskılarla desteklenen dinsel öğreti bilginin ve kendisiyle çelişen hayat deneyimlerinin etkisiyle gittikçe çözülmekte ve herhangi bir kişi kendisine çocuklukta verilen dinsel öğretiyi bozulmamış bir şekilde muhafaza ettiğini zannederek yaşayadururken aslında inancından geriye hiçbir şey kalmamış olmaktadır.

Bir zamanlar S ... adındaki zeki ve dürüst bir adam bana inanmaktan nasıl vazgeçtiğini anlatmıştı. Bir av sırasında -o zamanlar yirmi altısına çoktan basmış -o gece kamp yaptıkları yerde çocukluktan kalma bir alışkanlıkla akşam vakti dua etmek için dizlerinin üstüne çökmüş. Onunla ava gelen ağabeyi uzandığı kuru otların üzerinden onu izliyormuş. S ... dua etmeyi bitirip yatmak için ha-zırlanırken ağabeyi ona şöyle demiş: "Bunu hala yapıyorsun ha?" Aralarında başka bir konuşma geçmemiş. Ama o günden sonra S ... dua etmeyi ve kiliseye gitmeyi bırakmış. Otuz yıldır ne dua ediyor, ne Aşai Rabbani ayinine katılıyor, ne de kiliseye gidiyor. Bu, ne ağabeyinin fikirlerinden, ne kendisinin bu fikirlere katılmış olmasından, ne de kendi ruhunda başka bir inançta karar kılmış olmasından kaynaklanıyordu. Ağabeyinin söylediği söz kendi ağırlığıyla zaten çökmek üzere olan bir duvarın tek bir dokunuşla yıkılması gibi bir etki yapmıştı sadece. O söz, kendisinin inancın kapladığını sandığı yerde aslında uzun süreden beri bir boşluğun var olageldiğini ve dua ederken bir takım sözleri söylemenin, istavroz çıkarmanın ve diz üstüne çökmenin oldukça mantıksız hareketler olduğunu göstermişti. Mantıksızlığın iyice farkına varınca bu hareketleri devam ettirememişti. Sanırım bu, insanların büyük bir çoğunluğunda böyle oldu ve olmakta. Kendilerine karşı dürüst, eğitim düzeyi bizimle aynı olan insanları kastediyorum; inanç ikrarını dünyevi amaçlara ulaşmak için bir araç olarak kullananları değil. (Böyle insanlar en büyük imansızlardır, çünkü inanç bu kimseler için dünyevi amaçlara ulaşmada bir araçsa eğer, o tabi ki inanç değildir.) Bizim düzeyimizde eğitim almış olanların duruşu ise farklıdır. çünkü onlarda o suni binanın yavaş yavaş ortadan yok olmasına yol açan şey bilginin ve varoluşun ışığıdır. Onlar bu yok oluşu ya çoktan fark etmişler ve binanın enkazını da kaldırmışlar, ya da henüz bu durumun farkına varamamışlardır.

 Çocukluğumdan itibaren bana verilen dinsel öğreti başkalarında olduğu gibi bende de yok oldu. Şu farkla ki, ben on beş yaşından itibaren felsefi eserleri okumaya başladım ve benim öğretiyi reddedişim oldukça küçük bir yaşta bilinçli bir şekilde oldu. On altı yaşından itibaren dua etmeyi, kiliseye gitmeyi ve kendi irademle oruç tutmayı bıraktım. Bana çocukluğumda öğretilen şeylere inanmıyordum, ama inandığım bir şeyler vardı. Neye inandığımı ise hiç anlatamıyordum. Bir Tanrı'ya inanıyordum. Ya da daha doğrusu Tanrıyı inkar etmiyordum. Ama nasıl bir Tanrı'ya inandığımı tanımlayamıyordum. İsa'yı ve öğretisini de inkar ettiğim yoktu, ama öğretisinin içeriğini gene tanımlayamıyordum. Geçmişe dönüp baktığımda şimdi şunu açıkça görebiliyorum ki, benim itikatim -tek gerçek itikatim-hayvani içgüdülerimin dışında hayatıma yön veren o itici güç, kendimi mükemmelleştirme-ye olan inancımdı. Ama bu mükemmelleştirmenin içeriği ve amacı neydi, anlatamıyorum. Kendimi zihnen geliştirmeye çalışıyordum araştırabileceğim her şeyi araştırıp öğreniyordum, hayatın yoluma çıkardığı her şeyi. İrademi mükemmel hale getirmeye çalıştım; kendi kendime kurallar koyuyor, sonra bu kurallara uymaya çalışıyordum. Kendimi fizik olarak geliştiriyordum, her türden egzersizle gücümü ve çevikliğimi artırdım. Kendimi her şekilde yoksun bırakarak dayanıklı ve sabırlı olmaya alıştırdım. Bunların hepsini mükemmel insan olma yolunda yapılması gerekli şeyler olarak görü-yordum. İlk başta ahlaki açıdan mükemmelliğe Ulaşmak fikri vardı tabi ki. Ama bu kısa süre sonra yerini her alanda mükemmelliğe ulaşma, sadece kendi gözümde ya da Tanrının gözünde değil, başka insanların gözünde de daha iyi bir yerde olma isteğine bıraktı. Bu çaba da çok geçmeden başkalarından daha güçlü olma arzusuna dönüştü; başkalarından daha ünlü, daha önemli ve daha varlıklı olma arzusuna.


Kaynak: 
Lev Nikolay Tolstoy - İtiraflarım, antik kitap

25 Nisan 2020 Cumartesi

Can Yayınları Klasik Serisi

1. Vadideki Zambak (Honore De Balzac)
2. Uğultulu Tepeler (Emily Bronte)
3. Suç ve Ceza (Fyodor Dostoyevski)
4. Sıra Dışı Bir Adam (Anton Çehov)
5. Madam Bovary (Gustave Flaubert)
6. Oliver Twist (Charles Dickens)
7. Poetika (Aristoteles)
8. Prens (Niccolo Machiavelli)
9. Kuyu ve Sarkaç (Edgar Allan Poe)
10. Komünist Manifesto (Karl Marx Friedrich Engels)
11. Jane Eyre (Charlotte Bronte)
12. İvan İlyiç’in Ölümü (Lev Tolstoy)
13. Dorian Gray’in Portresi (Oscar Wilde)
14. Emma (Jane Austen)
15. Genç Werther’in Acıları (Johann Wolfgang Von Goethe)
16. İki Şehrin Hikayesi (Charles Dickens)
17. Büyük Umutlar (Charles Dickens)
18. Bir İdam Mahkümunun Son Günü (Victor Hugo)
19. Beyaz Diş (Jack London)
20. Ana (Maksim Gorki)
21. Putların Alacakaranlığı (Friedrich Nietzsche)
22. Afyon (Geza Csath)
23. Babalar ve Oğullar (Ivan Sergeyeviç Turgenyev)
24. Zamanımızın Bir Kahramanı (Mihail Yuryeviç Lermontov)
25. Savaş ve Barış (1.Cilt) (Lev Tolstoy)
26. Şeytanın İksirleri (E. T. A. Hoffmann)
27. Duygusal Eğitim (Gustave Flaubert)
28. Kızıl ile Kara (Stendhal)
29. Yaşanmış Hikayeler (Maksim Gorki)
30. Goriot Baba (Honore De Balzac)
31. Martin Eden (Jack London)
32. Notre-Dame’ın Kamburu (Victor Hugo)
33. Katıksız Sevgi (Jack London)
34. Kedi Murr’un Hayat Görüşleri (E.T.A. Hoffmann)
35. Mansfield Park (Jane Austen)
36. Yeraltından Notlar (Fyodor Dostoyevski)
37. Anna Karenina 1. Cilt (Lev Tolstoy)
38. İnsancıklar (Fyodor Dostoyevski)
39. Suçluyorum (Emile Zola)
40. Vahşetin Çağrısı (Jack London)
41. Beyaz Geceler (Fyodor Dostoyevski)
42. Çocukluğum (Maksim Gorki)
43. Mujik (Maksim Gorki)
44. Karanlığın Yüreği (Joseph Conrad)
45. De Profundis (Oscar Wilde)
46. İnsanlar Arasında (Maksim Gorki)
47. Çılgın Kalabalıktan Uzak (Thomas Hardy)
48. Michael Kohlhaas (Heinrick Von Kleist)
49. Kreutzer Sonat (Lev Tolstoy)
50. Gizli Başyapıt (Honore de Balzac)
51. Batı Penceresinin Meleği (Gustav Meyrink)
52. Üstat Pire (E.T.A. Hoffmann)
53. Hacı Murat (Lev Tolstoy)
54. Aşk Ve Gurur (Jane Austen)
55. Sis (Miguel de Unamuno)
56. Ölümden Acı (Guy de Maupassant)
57. Bakire ile Çingene (D.H. Lawrence)
58. Tûtînâme - Behçet Necatigil’in Türkçesiyle
59. Gulliver’in Seyahatleri (Jonathan Swift)
60. Karamazov Kardeşler (Fyodor Dostoyevski)
61. Ademden Önce (Jack London)
62. Amcanın Düşü (Fyodor Dostoyevski)
63. Malte Laurids Brıggenin Notları (Rainer Maria Rilke)
64. Ölüler Evinden Notlar (Fyodor Dostoyevski)
65. Tormesli Lazarillo (Anonim)
66. Bilirbilmezler (Gustave Flaubert)
67. Tatsız Bir Olay (Fyodor Dostoyevski)
68. Tom Amca’nın Kulübesi (Harriet Beecher Stowe)
69. Diriliş (Lev Tolstoy)
70. Denizin Çağrısı (Jack London)
71. Dracula (Bram Stoker)
72. Adsız Ülke (Henri Alain-Fournier)
73. Budala (Fyodor Dostoyevski).
74. Yaman Adam (Miguel de Unamuno)
75. İzlanda Balıkçısı (Pierre Loti)
76. Üç Öykü (Gustave Flaubert)
77. Frankenstein ya da Modern Prometheus (Mary Shelley)
78. Germinal (Émile Zola)
79. Benim Üniversitelerim (Maksim Gorki)
80. Moby Dick (Herman Merville)
81. Demir Ökçe (Jack London)
82. Aşk Olsun (Kollektif)
83. Eugenie Grandet (Honore de Balzac)
84. Güney Denizi Hikayeleri (Jack London)



Can Yayınları tarafından daha önce basılmış olan kitaplar mevcut. Yeni beyaz kapak görüntüsünde klasikler serisi olarak başlattığı liste. Ben sanırım Can Yayınları Klasik'te sadece Dostoyevski okuyorum.. Bir tek Budala adlı eseri eksik. Ve çevirilerinden çok memnunum.

Öpüldünüz,

24 Nisan 2020 Cuma

Yeraltı Adamının Hikayesi - Mini Dizi: Dostoyevski





Bence insanın en belirgin özelliği şudur: iki ayaklı, nankör varlık.
                                                     Dostoyevski - Yeraltından Notlar
                  syf.38 - Can Yayınları

Uzun zamandır bu kadar güzel bir şeyle karşılaştığımı hatırlamıyorum. Hazır ben buldum, izledim, ba-yıl-dım. Hemen sizlere de önereyim dedim ve tüm linkleri sizin için tek bir yerde derledim..
Açıkçası ben Dostoyevski'yle ilgili bir çok makale, yazı, deneme okumuş biri olarak gerçekten çok beğendim. Rus Sineması beni, Rus Edebiyatı kadar etkilememişti bu zamana kadar. Oyunculuklar muazzam, çoğu detay işlenmiş.

Dizi de kitaplarının çoğundan alıntılar mevcut. Okuduklarınızı hemen anlayacaksınız, okumadıklarınızı ise Dostoyevski'yi tanımaya başladığınız için hangi kitaptan olduğunu çözebileceksiniz. Bu arada Dostoyevski'nin bilinmeyenleri, iyi ve kötü Dostoyevski  yazımda bahsettiğim tüm özellikleri dizide tek tek işlenmiş durumda.
Benim için tek eksiklik dizinin kürek cezasıyla başlamış olması. Halbuki Dostoyevski dönemini ikiye ayırır; Sibir öncesi ve Sibirya sonrası olarak..

Biraz bilgi ekleyeyim sizler için;

Sadece hafta sonları ekrana gelen 8 bölümlük mini dizimiz, Ülke TV kanalıyla ülkemizde gösterime girdi. Ben genelde alt yazılı dizi film izlediğim için Türkçe Dublaj olması sadece benim için bir eksiklikti.. Bunun dışında yazımın başından beri bahsettiğim gibi, her bölümünde ayrı etkilendim diziden.. Dizinin yönetmen koltuğunda Vladimir Khotinenko var. Karaterleri ise,  Evgeny Mironov, Chulpan Khamatova, Vlademir Simonov, Darya Moroz,  Pavel Barshak, Elizaveta Arzamasova  gibi oyuncular canlandırıyor.


Bu arada en sevdiğim sözüyle başladık konuya.. Dostoyevski benim için gerçekten bir insan tahlilcisidir. Bizi tahlil eder ve kendisine göre kategorize ettiği sınıflara yerleştirir; sevilmeyenler ve yeraltındakiler..

Keyifle izleyin.

Dostoyevsi 1. Bölüm

Dostoyevski 2. Bölüm

Dostoyevski 3. Bölüm

Dostoyevski 4. Bölüm

Dostoyevski 5. Bölüm

Dostoyevski 6. Bölüm

Dostoyevski 7. Bölüm

Dostoyevski 8. Bölüm


Öpüldünüz.

23 Nisan 2020 Perşembe

İnsanca, Pek İnsanca: Bir Nietzsche Belgeseli




Selamlaar,

Bu hafta biraz felsefe - bilim yapalım dedik. Sanırım felsefe ağırlıklı ilerleyeceğiz. Sizler için Friedrich Nietzsche'nin belgeselini buraya bırakacağım, ben sevdim, umarım sizde seversiniz.

Bu belgesel şuradan geliyor, 

1999 yılında BBC ve RM Art ortak olarak 3 bölümlük mini dizi yayınlıyor. Bu mini dizimizin her bölümünde Avrupa'nın farklı önemli düşünürlerini ele alıyorlar. İlk bölüm Nietzsche için çekiliyor, kalan 2 bölüm ise;  Martin Heidegger ve Jean-Paul Sartre üzerine.

Bu bölümde tüm çalışmalarını Nietzsche üzerine yapmış bir akademisyenin, onun hakkındaki düşünsel dünyası mevcut.


Link bırakıyorum, öpüldünüz.


İnsanca, Pek İnsanca: BBC Nietzsche Belgeseli (1999)




22 Nisan 2020 Çarşamba

Bilimsel Olarak Kanıtlanan Friedrich Nietzsche Sözü :" Beni Öldürmeyen Acı Güçlendirir."





Selamlar,

Bugün sizlere bilimsel olarak kanıtlanmış olan bir özdeyişten bahsedeceğim. Gerçi bunun kanıtlanması için herhangi bir deneye ihtiyaç ne kadar duyuldu bilemiyorum. Filozofların yarı deli - yarı dahi olanı. Friedrich Wilhelm Nietzsche bildiğiniz üzere bir çok yazar - psikolog - filozofa gösterici olmuştur. Nietzsche'nin insan duyguları tahlili konusunda nokta atışı yaptığı özdeyişlerden biri. " Beni öldürmeyen acı güçlendirir."

Gelin şimdi araştırmalardan söz edelim.

Başarılı olmak kadar başarısızlıkta hayatın bir parçası. Hiç bir insan ben hayatımda her zaman başarılı oldum diyemez. Herkes hata yapar, başarısız olur ve bunlar insana bir çok şey katar. Bu başarısızlıklar ilerleyen dönemdeki başarıların temelini oluşturduğu söylenebilir. Tecrübe olarak da adlandırılabilir.

ABD’deki Northwestern Üniversitesi’nde bulunan bilim insanları, insanların mesleki başarısızlık ile başarı arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için ileri analitikten faydalandılar. Çalışmalar sonucunda, kariyerinin başındaki başarısız olmuş insanların, çalışmalara devam etmesiyle uzun vadede daha başarılı olduklarını buldular.

Yapılan çalışmada, 1990 ile 2005 yılları arasında bilimsel çalışma yapmak amacıyla devletten hibe isteyen bilim insanlarının verileri kullanıldı. Bu genç bilim insanları iki farklı gruba ayrıldı. Birinci grup, hibe başvurusu yapıp, aldıkları puan sınırın hemen altında kalan bilim insanlarından oluşuyordu. İkinci grup ise hibe başvurusu yapıp ve sınır puanın hemen üstünde bulunan bilim insanlarıydı.

Bu veriler incelendiğinde, hibe alamayan bilim insanlarının on yıllık başarıları, hibe almayı başaran bilim insanlarının başarılarına göre yüzde 6.1 yüksek olduğu görüldü. Yani hibe alamayan bilim insanlarının makaleleri hibe alan bilim insanlarının makalelerine göre daha çok hit alıyordu. Yani bu sonuçta Nietzsche’nin sözünü ortaya çıkarıyordu.

Araştırma sonucunda başarısızlığında bir değeri olduğu fikrine ulaşıldı. İlerleyen günlerde ise, araştırma kapsamı genişletilerek diğer mesleklerdeki bu durumun nasıl olduğu araştırılacak.






* İnanın Nietzsche'nin bunun gibi araştırılsa bilimsel olarak kanıtlanacak bir sürü sözü var. 

Öpüldünüz.

21 Nisan 2020 Salı

Edebiyat Tarihinin En Etkileyici 20 Giriş Cümlesi



Mutlu aileler birbirlerine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.

  • Leo Tolstoy - Anna Karenina



Mrs. Dalloway çiçekleri kendi alacaktı.


  • Virginia Woolf - Bayan Dalloway


Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.


  • Franz Kafka - Dönüşüm


Eğer bunu okumaya niyetliyseniz vazgeçin. Birkaç sayfa okuduktan sonra, burada olmak istemeyeceksiniz. Bu yüzden unutun gitsin. Gidin buradan. Hala tek parçayken hemen kaçın.


  • Chuck Palahniuk -Tıkanma


Ama biz senden kadınlar ve kurmaca yazın konusunda konuşmanı istemiştik, bunun insanın kendine ait bir odası olmasıyla ne ilgisi var diyebilirsiniz. Açıklamaya çalışacağım…


  • Virginia Woolf - Kendine Ait Bir Oda


Ben hasta bir adamım. gösterişsiz, içi hınçla dolu bir adamım ben. sanıyorum, karaciğerimden hastayım. doğrusunu isterseniz, ne hastalığımdan anladığım var, ne de neremin ağrıdığını tam olarak biliyorum. tıbba, hekimlere saygı duymakla birlikte şimdiye dek tedavi olmadığım gibi bundan sonra da böyle bir şey düşünmüyorum. üstelik boş inançları olan bir insanım, hem de tıbba saygı duyacak kadar.


  •  Fyodor Mihayloviç Dostoyevski - Yeraltından Notlar


Anlatacağım bu şaşılası hikayeye inanacağınızı sanmıyor, sizi de inanmaya zorlamıyorum. Benim, kendimin inanmadığım bir şeye sizleri inandırmaya kalkışmam delilik olur. Buna karşın deli değilim ve düş de görmedim. Ama yarın öleceğim için, bugün içimi dökmek istiyorum. Amacım herkese açık, kısaca, çeşitli düşünceler, görüşler ileri sürmeden, evimde olup bitenleri anlatmak.


  • Edgar Allen Poe - Kara Kedi 'Hikayesinden' 


Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede doğduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, tüm o david copperfield zırvalıklarını filan da bilmek istersiniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum. Her şeyden önce, ben bu zımbırtılardan sıkılıyorum.


  • J.D. Salinger - Çavdar Tarlasında Çocuklar


Ağlama Angelita; bu akşam ya sana bir ev alacağîm, ya da yasımı tutacaksın.


  • Larry Collins - Dominique Lapierre


Annem bugün ölmüş, belki de dün. Tam hatırlamıyorum.


  • Albert Camus - Yabancı


Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Lo-li-ta; dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-li-ta.


  •  Vladimir Nabokov - Lolita (Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin İtirafları)


Rosenberleri elektrikli sandalyede idam ettikleri yaz; garip, boğucu bir yazdı ve ben New York’ta ne aradığımı bilmiyordum.


  • Sylvia Plath - Sırça Fanus


Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.


  • Sadık Hidayet - Kör Baykuş


Şimdi bir ölüyüm ben, bir ceset, bir kuyunun dibinde. Son nefesimi vereli çok oldu, kalbim çoktan durdu, ama alçak katilim hariç kimse başıma gelenleri bilmiyor. O ise, iğrenç rezil, beni öldürdüğünden iyice emin olmak için nefesimi dinledi, nabzıma baktı, sonra böğrüme bir tekme attı, beni kuyuya taşıdı, kaldırıp aşağı bıraktı.


  • Orhan Pamuk - Benim Adım Kırmızı


O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.


  • Yaşar Kemal – Demirciler Çarşısı Cinayeti


İntihar etmeyeceksek içelim bari!


  • Adalet Ağaoğlu – Bir Düğün Gecesi 


İşte birkaç zamandır beynimi kemiren şüphe… Ben deli miyim? Rica ederim gülmeyiniz. Mesele pek naziktir.


  • Hüseyin Rahmi Gürpınar – Ben Deli miyim?


Devrim, vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi.


  • Murat Uyurkulak – Tol


Beş yaş insanın en olgun çağıdır sonra; çürüme başlar.


  • Alper Canıgüz – Oğullar ve Rencide Ruhlar


Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.


  • Orhan Pamuk - Yeni Hayat


19 Nisan 2020 Pazar

Türkiye İş Bankası Modern Klasikler Serisi


Çıkan Kitapların Listesi 

1. Sineklerin Tanrısı - William Golding
2. Bilinmeyen Adanın Öyküsü - José Saramago (Baskısı başka yayınevinde)
3. Otomatik Portakal - Anthony Burgess
4. Casus - Joseph Conrad
5. Korku Vadisi - Arthur Conan Doyle
6. Vahşetin Çağrısı - Jack London
7. Aforizmalar - Franz Kafka
8. Kopyalanmış Adam - José Saramago (Baskısı başka yayınevinde)
9. Dört Oyun - Bernard Shaw
10. Beyaz Diş - Jack London
11. Üç Örnek Öykü ve Bir Önsöz - Miguel de Unamuno
12. Dörtlerin Yemini - Arthur Conan Doyle
13. A.B.D / 42. Enlem - John Dos Passos
14. Üç Büyük Usta - Stefan Zweig
15. Kendileriyle Savaşanlar - Stefan Zweig
16. Oda Müziği-Bütün Şiirleri -James Joyce
17. Küskün Kahvenin Türküsü - Carson McCullers
18. Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar - Stefan Zweig
19. Bahçede Eğlence - Katherine Mansfield
20. A.B.D / 1919 - John Dos Passos
21. Satranç - Stefan Zweig
22. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Stefan Zweig
23. Demir Ökçe - Jack London
24. Mozart ve Deyyuslar - Anthony Burgess
25. Çocuksu Bir Şey - Katherine Mansfield
26. Dönüşüm - Franz Kafka
27. Kule - William Golding
28. Ermiş - Halil Cibran
29. Altın Gözde Yansımalar - Carson McCullers
30. Bir Yazarın Günlüğü - Virginia Woolf
31. Deniz Kurdu - Jack London
32. Kum ve Köpük - Halil Cibran
33. Huckleberry Finn’in Maceraları - Mark Twain
34. Martı - Anton Pavloviç Çehov
35. Vanya Dayı - Anton Pavloviç Çehov
36. Bir Hanımefendinin Portresi - Henry James
37. Çocukluğum - Maksim Gorki
38. Martin Eden - Jack London
39. Ayaktakımı Arasında - Maksim Gorki
40. Bütün Şiirlerinden Seçmeler - Rainer Maria Rilke
41. Bir Elin Sesi Var - Anthony Burgess
42. Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı - Pablo Neruda
43. Şato - Franz Kafka
44. Yıldız Gezgini - Jack London
45. Meczup - Halil Cibran
46. Küçük Burjuvalar - Maksim Gorki
47. Genç Bir Doktorun Günlüğü - Mihail Bulgakov
48. Gitanjali-İlahiler - Rabindranath Tagore
49. Dava - Franz Kafka
50. Ben, Claudius - Robert Graves
51. Ellerin Zamanlarla Dolu - Paul Celan
52. Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat - Stefan Zweig
53. Deniz Feneri - Virginia Woolf
54. Piramit - William Golding
55. Karmaşık Duygular - Stefan Zweig
56. Gog (I-II) - Giovanni Papini
57. Korku - Stefan Zweig
58. Ölümcül Yumurtalar - Mihail Bulgakov
59. Çatal Dil - William Golding
60. Ekmeğimi Kazanırken - Maksim Gorki
61. Yakıcı Sır - Stefan Zweig
62. Dr. Jekyll ile Bay Hyde - Robert Louis Stevenson
63. Muhteşem Gatsby - F. Scott Fitzgerald
64. Köpek Kalbi - Mihail Bulgakov
65. Gömülü Şamdan - Stefan Zweig
66. Olağanüstü Bir Gece - Stefan Zweig
67. Gezgin - Halil Cibran
68. Benim Üniversitelerim - Maksim Gorki
69. Mürebbiye - Stefan Zweig
70. Tanrı Claudius - Robert Graves
71. Üç Kız Kardeş - Anton Pavloviç Çehov
72. Ay’a Yolculuk - Jules Verne
73. Doktor Hastalandı - Anthony Burgess
74. Tom Sawyer’in Maceraları - Mark Twain
75. Felice’ye Mektuplar - Franz Kafka
76. Vişne Bahçesi - Anton Çehov
77. Boyalı Peçe - W. Somerset Maugham
78. Feniçka - Lou Andreas-Salome
79. Serbest Düşüş - William Golding
80. Ceza Kolonisinde ve Diğer Öyküler - Franz Kafka
81. Amerika - Franz Kafka
82. Babaya Mektup - Franz Kafka
83. Arayışlar - Lou Andreas-Salome
84. Dalgalar - Virginia Woolf
85. İngiliz ve Amerikan Edebiyatında Kısa Öykünün Büyük Ustaları
86. Ermişin Bahçesi - Halil Cibran
87. Amok Koşucusu - Stefan Zweig
88. Clarissa - Stefan Zweig
89. Define Adası - Robert Louis Stevenson
90. Bir Çöküşün Öyküsü - Stefan Zweig
91. Anne Frank’ın Hatıra Defteri - Anne Frank
92. Doktor Ox’un Deneyi - Jules Verne
93. Yalnız Bir Avcıdır Yürek - Carson McCullers
94. Seksen Günde Dünya Gezisi - Jules Verne
95. İnsanın Esareti - W. Somerset Maugham
96. Mutlu Prens - Oscar Wilde
97. Alice Harikalar Diyarında - Lewis Carroll
98. Ay Işığı Sokağı - Stefan Zweig
99. Pinokyo - Carlo Collodı
100. Doktor Moreau’nun Adası - H. G. Wells
101. Duvarcı Ustası Don Gesualdo - Giovanni Verga
102. Altıncı Koğuş - Anton Çehov
103. Lord Jım - Joseph Conrad
104. Mecburiyet - Stefan Zweig
105. Artamonovlar - Maksim Gorki
106. Görünür Karanlık - William Golding
107. Zaman Makinesi - H. G. Wells
108. Ottla’ya ve Aileye Mektuplar - Franz Kafka
109. Ruth - Lou Andreas-Salome
110. Zacharius Usta - Jules Verne
111. Bir Kuzey Macerası - Jack London
112. Geçmişe Yolculuk - Stefan Zweig
113. Leonardo’nun Yahuda’sı - Leo Perutz
114. Usta ve Margarita - Mihail Bulgakov
115. Üç Yıl - Anton Çehov
116. Kızıl - Stefan Zweig
117. Bir Safdilin Hatıra Defteri - Arkadi Averçenko
118. Kırık Kanatlar - Halil Cibran
119. Lyon’da Düğün - Stefan Zweig
120. Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor - Stefan Zweig
121. Şeytanın Günlüğü - Leonid Andreyev
122. Patlayan Kuyrukluyıldızlar - Ekspresyonist Öyküler
123. Ceberut Martin - William Golding
124. Şeytan Tozu - Leo Perutz
125. Bozkır (Bir Yolculuk Hikayesi) - Anton Çehov
126. Oz Büyücüsü - L. Frank Baum
127. Ademden Önce - Jack London
128. İstanbul Treni - Graham Greene
129. Ateş Yakmak - Jack London
130. Yahuda İskariot - Leonid Andreyev
131. Homeros’un Kızı - Robert Graves
132. Meselenin Özü - Graham Greene
133. Kadransız Saat - Carson McCullers
134. Hayatım - Bir Taşralının Hikayesi - Anton Çehov
135. Kızıl Kahkaha - Leonid Andreyev
136. Dünyalar Savaşı - H. G. Wells
137. Peter Pan - J. M. Barrie
138. Uyanış - Kate Chopin
139. Canavar (Stephen Crane)
140. İnsanlığın Yıldızının Yükseldiği Anlar (Stefan Zweig)
141. Denizler Altında Yirmi Bin Fersah (Jules Verne)
142. Küçük Kadınlar (Louisa May Alcott)
143. Kassandra (Christa Wolf)
144. Hayatın Mucizeleri (Stefan Zweig)
145. Buzullar Arasında Bir Kış (Jules Verne)
146. Olalla (Robert Louis Stevenson)
147.Benjamin Buttonın Tuhaf Hikayesi (F. Scoot Fitzgerald)
148.Gizli Bahçe (Frances Hodgson Burnett)
149.Baraganın Dikenleri (Panait Istrati)
150.



** Benim kitaplığımda olanları ben belirttim. Yeni kitaplar çıktıkça buraya eklenecektir. Sizler de kitaplığınızda olanları yoruma yazabilirsiniz.
* Sanırım ben çoğunlukla Zweig serisi yapmaya çalışmışım. Kısa sürede tüm klasikleri tamamlamış olurum umarım.
Öpüldünüz.

Popüler Yayınlar